Karadeniz Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken Yüksel Balcı, alışılmış seçim söylemlerinin dışına çıkarak Ereğli’nin önüne uzun vadeli bir ekonomik yol haritası koydu. Balcı’nın açıkladığı 2035 vizyonunun merkezinde ise tek bir kavram var: Ortak akıl.
Karadeniz Ereğli’de 3 Ekim’de yapılacak Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri öncesinde yarış artık yalnızca başkanlık koltuğu üzerinden değil, Ereğli’nin önümüzdeki yıllarda nasıl bir ekonomik yapıya kavuşacağı üzerinden de şekilleniyor.
Yüksel Balcı’nın düzenlediği basın toplantısında ortaya koyduğu tablo, klasik anlamda bir seçim konuşmasından çok, Ereğli ekonomisine ilişkin kapsamlı bir yol haritası niteliğindeydi. Balcı, konuşmasının merkezine kendisini değil, Ereğli’nin kaybettiği zamanı ve bundan sonra yapılması gerekenleri koydu.
Onun ortaya koyduğu yaklaşımın temelinde şu düşünce bulunuyor:
Ereğli’nin artık her seçim döneminde yeniden vaatlerin konuşulduğu değil, verilen sözlerin sonuçlarının ölçüldüğü bir döneme geçmesi gerekiyor.
“Ereğli neden olması gereken yerde değil?”
Balcı’nın açıklamasındaki en dikkat çekici noktalardan biri, Ereğli’nin ekonomik gelişimini başka kentlerle kıyaslamak yerine, “Biz nerede hata yaptık, hangi fırsatları kaçırdık?” sorusunu ortaya atması oldu.
Düzce örneği üzerinden gelişim farkına dikkat çeken Balcı, Ereğli’nin nüfusu, sanayisi ve ekonomik potansiyeli düşünüldüğünde daha farklı bir noktada olabileceği görüşünü dile getirdi.
Buradaki tartışma yalnızca bir şehir karşılaştırması değil.
Asıl mesele, Ereğli’nin sahip olduğu potansiyelin neden yeterince ekonomik değere dönüştürülemediği. Balcı’nın söyleminde de tam olarak bu soru öne çıkıyor.
Geçmiş vaatleri yeniden masaya koydu.
Balcı’nın seçim öncesi açıklamasını farklılaştıran bir başka unsur ise geçmiş dönemlerde verilen taahhütlerin yeniden gündeme taşınması oldu.
Kimya ve mekanik test laboratuvarı, “Benim Okulum, Benim Sanayim”, bölgesel kalkınma platformu, Avrupa Birliği çalışmaları, gastronomi ve girişimcilik merkezi, Teknopark, mesleki kümelenme, proje ofisi, genç ve kadın girişimciliğine yönelik çalışmalar gibi daha önce gündeme getirilen başlıkların bugün hangi aşamada olduğunun sorgulanması, seçim tartışmasını doğrudan “proje var mı?” noktasından çıkarıp “sonuç nerede?” noktasına taşıdı.
Balcı’nın yaklaşımı burada oldukça net:
Bir projenin açıklanması yeterli değil.
Bir tabela asılması yeterli değil.
Bir toplantı yapılması da yeterli değil.
Önemli olan projenin Ereğli’de üretime, istihdama ve ekonomik değere dönüşmesi.
İşte Balcı’nın seçim söyleminin temel ayrışma noktalarından biri de burada ortaya çıkıyor.
Balcı’nın masasında yalnızca bugünün değil, 2035’in Ereğli’si var
Balcı’nın ortaya koyduğu en kapsamlı başlıklardan biri ise “2035 Karadeniz Ereğli Ortak Kalkınma Planı.”
Bu öneri, Ticaret ve Sanayi Odası’nın tek başına hazırlayacağı bir proje olarak değil; TSO, Yüksek İstişare Kurulu, milletvekilleri, belediye, belde belediyeleri, büyük sanayi kuruluşları, üniversite ve sivil toplum kuruluşlarının aynı masada buluşacağı ortak bir çalışma olarak tarif ediliyor.
Burada dikkat çeken ayrıntı ise planın yalnızca temennilerden oluşmaması.
Bütçesi olacak.
Takvimi olacak.
Sorumluları belli olacak.
Ve uygulaması takip edilecek.
Başka bir ifadeyle Balcı, Ereğli’nin geleceğini seçimden seçime değişen gündemlerden çıkarıp uzun vadeli bir kalkınma planına bağlamayı öneriyor.
İhracat, sanayi, esnaf ve yerel üretici aynı denklemde
Balcı’nın açıkladığı vizyonun dikkat çeken taraflarından biri de Ereğli ekonomisini yalnızca büyük sanayi kuruluşları üzerinden okumaması.
İhracat Destekleme Ofisi kurulması, firmalara dış pazar konusunda destek verilmesi, sektörel ticaret sitelerinin oluşturulması, gıda toptancıları için alan oluşturulması ve şehir içi ticareti canlandıracak online pazaryeri gibi öneriler, doğrudan ticaret hayatının günlük sorunlarına yönelik başlıklar olarak öne çıkıyor. Bunun yanında büyük sanayi kuruluşları ile yerel tedarikçiler arasında kurulacak iş birlikleri de Balcı’nın vizyonunda önemli bir yer tutuyor. Çünkü Ereğli’de büyük sanayinin bulunması kadar, bu ekonomik gücün şehirdeki diğer işletmelere ne kadar yayıldığı da önemli.
OSB’ler ve tersaneler: “Var olanı çalıştırmadan yenisini konuşmak olmaz”
Balcı’nın sanayi politikası yalnızca yeni yatırım alanları oluşturulması üzerine kurulu değil.
Mevcut Organize Sanayi Bölgelerinde boş duran veya üretime kazandırılamayan tesislerin nedenlerinin araştırılması, yatırımcılarla temas kurulması ve atıl kapasitenin ekonomiye kazandırılması gerektiğini savunuyor.
Aynı yaklaşım Aydınlar bölgesi ve savunma sanayisi için de ortaya konuluyor.
Roketsan, ASELSAN ve Savunma Sanayii Başkanlığı gibi kurumlarla temas kurulması, Ereğli’nin savunma sanayisinden pay alabilmesi için somut bir yol haritası oluşturulması gerektiğini belirtiyor.
Tersaneler konusunda ise hedef daha açık:
Ankara’da güçlü bir lobi çalışması yürütülmesi ve tersanelerin tam kapasite çalışabilmesi için gerekli adımların takip edilmesi. Ereğli’nin yalnızca sanayi kenti olmadığını da hatırlatıyor. Balcı’nın vizyonunda topraksız tarım ve yüksek katma değerli üretimden tarih ve doğa turizmine kadar farklı alanlar da bulunuyor. Üniversite ve kent ekonomisi arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi, Ereğli’ye fakülte kazandırılması, gençlerin şehirde tutulması, turizm potansiyelinin daha etkin kullanılması ve yerel tarih araştırmalarının desteklenmesi de bu çerçevenin parçaları.
Yani ortaya konulan tablo yalnızca “daha fazla fabrika” söyleminden ibaret değil.
Sanayi, ticaret, tarım, turizm, eğitim, ihracat ve girişimciliğin birbirini beslediği bir Ereğli modeli tarif ediliyor.
Asıl dikkat çeken ise yöntem
Belki de Balcı’nın açıklamasındaki en önemli ayrıntı, projelerin kendisinden çok yönetim anlayışı.
Şeffaflık.
Sahada olmak.
Üyeyle sürekli iletişim.
Yüksek İstişare Kurulu’nun daha etkin kullanılması.
Oda meclisi çalışmalarının kamuoyuna daha açık hale getirilmesi.
Projelerin takip edilmesi ve sonuçlarının paylaşılması.
Bunların tamamı aynı anlayışın parçaları.
Balcı, TSO’nun yalnızca seçim dönemlerinde üyelerinin kapısını çalan bir yapı değil, kentin ekonomik hayatının içinde sürekli çalışan bir kurum olması gerektiğini savunuyor.
Sandık 3 Ekim’de kurulacak, tartışma ise daha uzun sürecek. Karadeniz Ereğli TSO seçimleri 3 Ekim Cumartesi günü 09.00-17.00 saatleri arasında Büyük Anadolu Ereğli Hotel’de gerçekleştirilecek. Ancak seçim gününe kadar ortaya konulan söylemler, seçim sonrasındaki dönemin de önemli tartışma başlıklarını şimdiden gösteriyor.
Yüksel Balcı’nın açıklamasıyla birlikte Ereğli’nin önüne yalnızca bir adaylık iddiası değil, 2035’e uzanan bir ekonomik vizyon da konulmuş durumda. Bu vizyonun içinde ihracattan tersanelere, OSB’lerden tarıma, üniversiteden turizme, yerel tedarikçiden Ankara lobisine kadar geniş bir alan bulunuyor.Şimdi gözler seçim sürecine çevrilirken, Balcı’nın ortaya koyduğu bu başlıkların ne ölçüde karşılık bulacağı ve hangi projelerin somut sonuçlara dönüşebileceği de önümüzdeki dönemin tartışma konularından biri olacak.
Çünkü Balcı’nın kendi ifadesiyle mesele kişilerden çok Karadeniz Ereğli’nin geleceği. Ve bu kez Ereğli’nin önündeki soru yalnızca kimin seçileceği değil; Ortaya konulan vizyonun hangisinin sahada karşılık bulacağı.