Kına organizasyonlarında son dönemde dikkatimi çeken bir uygulama var.
Özellikle süsleme, fon, taht ve dekorasyon hizmeti veren bazı organizasyon firmaları, gelinlere kendi hizmetlerinin yanında bir de “yönetici” öneriyor.
“Ben sana bir de yönetici veririm.”
Peki bu yönetici neyi yönetecek?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Tahtı, fonu, süslemeyi ve dekorasyonu yapan bir firma neden aynı zamanda gecenin tamamını yönetme ihtiyacı duyuyor?
Bu gerçekten organizasyonun sağlıklı yürümesi için gerekli bir koordinasyon hizmeti mi, yoksa hizmet paketini daha cazip göstermek ve karşılığında ekstra bir ücret oluşturmak için ortaya çıkarılan yeni bir hizmet kalemi mi?
Bence sektörün bunu sorgulaması gerekiyor. Çünkü bir kına gecesinde görev yapan herkesin zaten bir işi vardır.
Garsonun görevi bellidir.
Salon personelinin görevi bellidir.
Süsleme ekibinin görevi bellidir.
Müzik, sahne ve program akışını aynı kişi yönetir. Gecenin enerjisini elinde tutan, sahne ve salon hâkimiyetini sağlayan kişi odur. O üç saat boyunca programın direksiyonu ondadır.
Kimsenin işini büyütmek için başka birinin görev alanına girmesine gerek yoktur. Ben bu konuya özellikle itiraz ediyorum. Üstelik bunu bir DJ olarak söylemiyorum.
Ben programcılık ve yayıncılık kökeninden, bu işin mutfağından gelen biriyim. Dolayısıyla sahne akışının, programın ve canlı bir organizasyonun nasıl yönetildiğini biliyorum.
Bir kına gecesi üç saat boyunca canlı akan bir programdır. Sahnedeki profesyonelin önüne sürekli;
“Şimdi ne yapacaksın?”
“Sırada ne var?”
“Şimdi bunu yap.”
“Şunu çal.”
“Bunu söyle.”
diye başka birinin girmesi, organizasyonu profesyonelleştirmez. Tam tersine sahnedeki kişinin motivasyonunu düşürür, akışı bozar ve en önemlisi gelinin kafasını karıştırır.
Oysa profesyonel bir DJ/sunucu zaten organizasyon öncesinde gelinle görüşür.
Programı konuşur.
Akışı anlatır.
İstekleri öğrenir.
Müzik tercihlerini belirler.
Sahne geçişlerini planlar.
Ve gece geldiğinde işini yapar.
Burada çok önemli bir ayrım var:
Sunucu/MC ayrı bir profesyonel hizmet kalemidir. Sunucu yalnızca eline mikrofon alıp anons yapan kişi değildir.
Program akışını takip eder, sahneyi yönetir, geçişleri yapar, müzikle sahnenin uyumunu sağlar ve gecenin enerjisini taşır.
Dolayısıyla süsleme hizmeti veren bir firmanın “yönetici” adı altında sahnedeki profesyonelin işine müdahale etmesi, bana göre doğru bir organizasyon anlayışı değildir.
Tahtı siz yapabilirsiniz.
Fonu siz hazırlayabilirsiniz.
Sahneyi siz süsleyebilirsiniz.
Dekorasyonu siz üstlenebilirsiniz.
Ama bu, organizasyonun geri kalanındaki herkesin yöneticisi olduğunuz anlamına gelmez. Çünkü benim işimi bana tarif edecek kişinin, önce benim hangi işi yaptığımı ve o işin profesyonel sorumluluğunun kimde olduğunu bilmesi gerekir.
Ben kimsenin görev alanına müdahale etmiyorsam, aynı saygıyı kendi görev alanım için de beklerim.
Bu bir ego meselesi değildir.
Bu, mesleki sınır meselesidir.
Birine “yönetici” unvanı vermek, o kişiye salondaki herkes üzerinde sınırsız yetki vermez.
Gerçekten bir koordinasyon görevi varsa, bunun görev tanımı bellidir. Kimden sorumlu olduğu bellidir.Neye müdahale edip neye edemeyeceği bellidir.Bunlar yoksa ortada yönetim değil, yetki karmaşası vardır.
Üstelik işin bir de müşteri tarafı var.
Geline “Sana bir de yönetici veririm” dediğinizde, gelin bunun bütün geceyi yönetecek, tüm ekipleri kontrol edecek ve her şeye müdahale edecek kişi olduğunu düşünebilir.
İşte burada da hizmetin sınırlarının açıkça anlatılması gerekir. Çünkü müşteriye daha fazla hizmet sunmak başka şeydir, her hizmetin içine bir parça daha yetki koymak başka.
Benim itirazım da tam olarak buna.
Kına organizasyonunda herkes kendi işini yaparsa sistem zaten çalışır.
Süsleme süslemesini yapar.
Salon hizmetini verir.
Müzik müziğini yönetir.
Sunucu sahneyi ve programı yönetir.
Kimsenin üç saat boyunca başka bir profesyonelin başında durup “Şimdi ne yapacaksın?” demesine gerek yok.
Çünkü profesyonel çalışan insana sürekli ne yapacağını söylemek, onu yönetmek değil; işini yapmasına engel olmaktır.
Ve benim açımdan konu çok net:
Ben kimsenin işine hükmetmiyorsam, kimse de benim işime hükmedemez. Organizasyonun güzelliği unvanların çoğalmasında değil, işini bilen insanların birbirinin alanına saygı göstermesinde.
Bazen gerçekten iyi bir organizasyon için ihtiyaç duyulan şey bir yönetici daha değildir.
Biraz sınır, biraz meslek etiği ve herkesin kendi işini bilmesi yeterlidir.