SON DAKİKA

SİGORTASIZ ÇALIŞMAYA “SEZONLUK” KILIFI

28 Ağustos, 2026 19:15 Güncelleme: 28 Ağustos, 2026 20:55

“Sezonluk çalışıyorum…”

Bu cümleyi ne kadar kolay söylüyoruz.

Fındık zamanı tarlada, yazlık işlerde, restoran ve kafelerde, inşaatta, temizlikte, taşımacılıkta, Fotoğrafçılarda, kameramanlarda…

İş birkaç ay sürecek diye sigorta da birkaç aylık mı oluyor?

Hayır..

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 8. maddesi, hizmet akdiyle çalışanların SGK’ya bildirilmesine ilişkin işveren yükümlülüğünü düzenliyor. “Sezonluk”, “geçici”, “birkaç günlük” gibi ifadeler kayıt dışı çalışmanın gerekçesi değil.

Üstelik bunun yaptırımı da var. 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi kapsamında, sigortalının işe giriş bildirgesinin süresinde verilmemesi gibi ihlaller için işverene idari para cezaları uygulanıyor. Kayıt dışı çalışmanın denetimle tespit edilmesi halinde ise yaptırımın boyutu daha da büyüyor. SGK’nın güncel açıklamasına göre bir işçinin bir yıl kayıt dışı çalıştırıldığının tespit edilmesi halinde idari yaptırım 14 asgari ücrete kadar çıkabiliyor. Bunun yanında bildirilmeyen çalışma dönemlerine ilişkin primler de işverenden tahsil edilebiliyor.

Peki biz neden sadece işvereni konuşuyoruz?

Çalışan neden sigortasız çalışmayı kabul ediyor?

“Sigortamı yapma, elime biraz daha fazla para geçsin.”

İşte burada dönüp çalışana da sormamız gerekiyor.

Bugün cebine biraz daha fazla para girmesi için emeklilik gününden, iş kazası güvencesinden, hastalık ve işsizlik güvencesinden vazgeçmeye değer mi? Özellikle düğün sezonunda 3-5 salonla anlaşarak peş peşe iş alan fotoğrafçı ve kameramanları düşünelim.

İş ticarete gelince sezon yok. 

Bir salondan diğerine, bir düğünden diğerine koşuluyor. İş alınıyor, para kazanılıyor, sezon boyunca ciddi bir ticari faaliyet yürütülüyor.Peki çalışanların SGK’sına gelince neden birden “sezonluk” deniliyor? Bir fotoğraf ve kameraman olarak çalışan insanın emeği neden sezonluk kabul ediliyor? 

Daha da önemlisi, çalışan neden bunu kabul ediyor? “Sigortam yapılmasın, ücretim biraz yüksek olsun.”  İşte burada artık yalnızca işvereni değil, çalışanı da sorgulamak zorundayız. Çünkü yarın bir iş kazası olduğunda, bugün alınan birkaç liralık farkın hiçbir anlamı kalmayabilir.

Fotoğraf firmaları, Fotoğrafçı ve kameraman olarak yanında çalıştırdığı insanın emeğini kayıt altına almak zorunda. Çalışan da kendi hakkını birkaç lira fazla kazanmak uğruna pazarlık konusu yapmamalı. Sezonluk iş olabilir. Ama insanın emeği sezonluk değildir. Mesele yalnızca bugün alınan ücret değil. Mesele yarın. Mesele emeklilik. Mesele iş kazası. Mesele hastalık. Mesele işsiz kaldığında sahip olunacak güvence.

Kayıt dışı çalışan yalnızca kendi hakkını kaybetmiyor; kayıtlı çalışanla kayıt dışı çalışan arasında da haksız bir rekabet oluşuyor.  O halde artık şu cümleyi normalleştirmeyelim:

“Sezonluk zaten…”

Sezonluk iş olabilir. Ama hak sezonluk değildir. Güvence sezonluk değildir.  İşveren kayıt dışı çalıştırmayacak. Çalışan da kendi hakkından vazgeçmeyi “normal” görmeyecek. Buradan devletimizin ilgili kurumlarını daha sıkı ve etkin denetime çağırıyoruz. Kayıt dışı çalışmanın “sezonluk” adı altında normalleştirilmesine izin verilmemeli. Çünkü mesele yalnızca bir çalışanın sigortası değildir.

Mesele, emeğin kayıt altına alınması ve kurallara uyanın mağdur edilmediği adil bir çalışma düzenidir. Çalışan kendi hakkını bilmeli, işveren de yükümlülüğünü. Ve artık “sezonluk” kelimesinin arkasına saklanarak kayıt dışılığı normalleştirmeyi bırakmalıyız.  

Çünkü sezon biter. Ama çalışanın hakkı bitmez.