Seyhan Dikay

Gezginci siyaset


Seyhan Dikay
29 Ekim 2015 Perşembe 17:22

Gazetecilik ve yayıncılık sorumluluğumuzla yaşamımızda amaçladığımız hedefe ulaşabilmek için günler ve haftalar geride kalırken öncelikle insan olarak kendimizden uzaklaştığımızı fark edemiyoruz.

Mesleğimizin ilgi alanı içinde yer alan konuları Gazete ve Dergi sayfalarına yansıtabildikçe yorgunluğumuzu ruhumuzda teselli ederek dinlenmeye çalışıyoruz. Her yeni günün planlaması toplumun algı anlayışıyla sürekli değişkenlik  zaman unsuruyla da çelişiyor. Bu çelişki önce düşüncelerimizde sonra iş disiplinimizde güven ve istikrarlı insan olabilme güven ve istikrar dalgalanmasıyla basitleşiyor.

Bunu sektörümüzle birlikte yerel siyasette her gün yaşıyoruz.  Söz ve öz farklılığı insan yaşamıyla anormallikten çok normalmiş gibi sunulmasının gerisinde yatan çıkar ve menfaat yoksunluğunun tipik yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Ama bilinmek istenmeyen, görmek istemediğimiz bir gerçek var ki! kendimize zaman ayıramıyoruz. Kendimizi ihmal ettikçe  paylaşabildiğimiz diye algıladıklarımızın sadece paylaştığımızı sandığımız gerçeğini yaşıyoruz. Duayen gazeteci dostum Cahit Akman’ın, “Gazeteci çevre körlenmesini fark edemiyorsa önce kendisi sonra mesleği bitmiştir.Oysa güneş her sabah bizim için doğuyor.’’deyimi buna çok güzel örnektir.

Birkaç günümü çevre dışında değerlendirdikten sonra yeniden gündem içine girdiğimde gördüm siyasetteki değişkenlik Ereğli’ye de yansımış. İlkelilik ve mücadelenin altında hangi tür hesap olursa olsun parti değiştirmek bana hiç ama hiç etik gelmiyor. Önce insan kendi partisi içerisinde mücadele verir. Ereğli’de bu son yıllarda çok normalmiş gibi gösteriliyor. Sunulan gerekçeler ise özünde siyasi mücadeleden çok bireysellikle örtüşüyor.

Ereğli siyasetinde parti değiştiren Belediye başkanları, Milletvekili aday adayları, il genel meclis üyeleri, belediye meclis üyeleri bunlara örnektir. Siyasete adım attığı günden bugüne kadarki süreç bir yana Milletvekili ve Belediye Başkanı, partilerden umut arayanlar. Siyaseti çıkar ve menfaat aracına dönüştürerek toplumda kendine yer edinmek isteyenler… Sonuçta ucuz ve ilkesizce parti değiştirmeler… Ama hiçbirisi de parti içinde mücadele ederek haksızlığına çözüm aramıyor. Neden arayamaz derseniz ? özünde kendine güvenleri  yok ki.! 1 Kasım seçimlerine az bir süre kalırken kimse de gidip bunları show’a çevirmeye çalıştıkça ego tatmininden başka bir şey değil. Dün yakandaki rozeti çıkarıp yerine yeni rozet takarlar ama içindeki öz kimlik rozetin değişmez...

Bizler bu meslekte hancı oldukça, bizim hana kimler gelir kimler gider… Değişimi yaşayanlar da, değiştiğini sananlarda, değişmem diyen ama zamanın değiştiğini fark edemeyenler de.. 7 Haziran’da seçim han’ına da geldiler.. Gazeteciyim ama önce insanım. Şimdi 1 Kasım’daki Han’a da gelecekler ve görecekler.  Kimilerine göre kader, kimileri için de keder’li günleri göreceğiz. Ama bir gerçek var ki o da insanlar kaderini ve kederini kendileri belirler.

Sonbahar hüzün ve hazan mevsimi ama güneş her zaman bizim için doğacak.

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık