Kış geldi. Geçim zor, soğuk sert, hayat pahalı. Kimi yardımını sessizce yapıyor, “Allah bilsin yeter” diyor. Kimi ise yaptığı yardımı kameralarla, paylaşımlarla, başlıklarla milletin gözüne gözüne sokuyor. İşte asıl sorun tam da burada başlıyor.
Dün bir kandil günüydü. Kandiller, vitrin kurma günü değildir. Kandil; muhasebe günüdür, niyet günüdür, sessizlik günüdür. Yardım kandil hatırına değil, Allah rızası için yapılır. Ama yardım, sosyal medya içeriğine dönüştüğü anda anlamını kaybeder.
Ramazan ayı da yaklaşıyor. Kumanyalar, gıda kolileri, giyim yardımları, ayni ve nakdi destekler elbette olacak. Olmalı da. Ancak bu yardımlar havada uçuşmasın, reklam çalışmasına dönüşmesin. Kimse “kamera önünde merhamet” yapmasın. Çünkü burada mesele yardım etmekten çok, nasıl yardım edildiğidir.
Bir de işin başka bir boyutu var ki kimse bunu konuşmak istemiyor. Sosyal medyada, haber sitelerinde, Google’da paylaşılan her görüntü hafızaya alınıyor. Silindi sanılan şeyler bile yıllar sonra karşıya çıkıyor. Bugün kameraya çekilen o çocuklar yarın büyüyecek. İş başvurusu yapacak, okulda, sosyal çevrede o görüntülerle karşılaşacak. Kimsenin boynunu öne eğmeye, kimseyi utandırmaya hakkımız yok.
Yardım alanın onuru, yardım edenin görünür olma isteğinden daha değerlidir. Garibanın yüzünü kameraya tutarak yapılan hiçbir şey masum değildir. Bu halk teşhir edilmeyi değil, insanca yaşamayı hak ediyor.
Ekonomi ortada. Toplumun büyük bir kesimi geçinemiyor. Ben de, ailem de dahil, birçok insan ciddi sıkıntı yaşıyor. Fakirlik yayılıyor. Böyle bir tabloda bazı kesimlerin bu durumu fırsata çevirmesi, iyiliği vitrin malzemesi yapması kabul edilemez.
İnsani olan şudur: Yardım yapıyorsan yap. Sessizce yap. Kimseyi rencide etmeden, kimseyi ifşa etmeden yap. Alkış beklemeden, paylaşım kovalamadan yap. Çünkü gerçek hayır sessizdir. Gösterişle yapılan her şeyin niyeti sorgulanır.
Kış soğuk olabilir. Ekonomi zor olabilir.
Ama vicdanın donmasına gerek yok.