Türkiye’de artık sorunların sayısı değil, aynı anda yaşanması yoruyor insanı. Emekli geçinemiyor, asgari ücret daha masadayken zamlar çoktan raflara dizilmiş durumda. Gelir konuşuluyor ama gider hiç söz almadan sahneye çıkıyor.
Mevcut hükümet bu tabloyu yönetmek yerine idare etmeyi tercih ediyor. Ekonomi konuşulmasın diye gündem hızla değişiyor. Bugün başka bir başlık, yarın başka bir tartışma. Anketler ortada ama sessizlik tercih ediliyor. Çünkü rakamlar konuşursa, kelimeler yetmiyor.
Terör ve “süreç” iddiaları bu sisin bir parçası. Kimse tam olarak ne konuşulduğunu bilmiyor ama herkes bir şeyler konuşulduğunu hissediyor. Belirsizlik büyüyor, güven azalıyor. Bu da tesadüf değil, sonuç.
Ve bir de hayvan meselesi var.
2004 yılında çıkarılan yasa duruyor. Kâğıt üstünde. Uygulamada yok. Toplama var ama çözüm yok. Barınaklar dolu, denetim zayıf, şiddet sıradanlaşmış. Hayvanlar sefil halde, vicdanlar sessizlikte.
Bu sadece hayvanların meselesi değil.
Bu, hukukun kimlere uğrayıp kimlere uğramadığının açık fotoğrafı. Yasa var ama uygulanmıyorsa, sorun kapasite değil iradedir. Ve bu irade eksikliği, toplumun her alanında hissediliyor.
Emekli korunmuyor, çalışan korunmuyor, hayvan korunmuyor. Ortak payda net: mevcut hükümetin sosyal sorumluluk anlayışı ciddi bir sınavdan geçiyor. Görmezden gelmek, çözüm üretmenin yerine konmuş durumda.
Yerelde insanlar bunu teoride değil, günlük hayatta yaşıyor. Pazarda, sokakta, barınakta. O yüzden bu yazılar karşılık buluyor. Çünkü anlatılan şey uzaktaki siyaset değil, yakındaki gerçek.