SON DAKİKA

6 Yaşında Şiddet, 9 Yaşında Hayat Mücadelesi

12 Ocak, 2026 18:11 Güncelleme: 12 Ocak, 2026 18:11

“Tetiğe basan bir çocuk değil, hepimizin ihmali.”

Karadeniz Ereğli’de yaşanan olay bir “asayiş haberi” değil. Üç satırda geçilecek, altına “soruşturma başlatıldı” yazılıp kapatılacak bir vaka hiç değil.

6 yaşında bir çocuk, bahçede bırakılan havalı tüfekle 9 yaşındaki kuzenini vuruyor. Yaralı çocuk önce devlet hastanesine, ardından durumu ağırlaşınca üniversite hastanesine sevk ediliyor. Hayat, birkaç saniyelik bir ihmalle pamuk ipliğine bağlanıyor.

Burada durup sormamız gerekiyor:

Bu sadece bir ailenin ihmali mi, yoksa çok daha büyük bir tablonun küçük ama kan donduran bir parçası mı?

Son yıllarda ülke genelinde yaşanan olaylara baktığımızda şunu net biçimde görüyoruz:

Suçun yaşı hızla düşüyor.

Şiddetin yaşı hızla küçülüyor.

Ve biz bunu hâlâ “istisna” sanıyoruz.

Çocukların eline silah geçiyor.

Bıçak geçiyor.

Şiddet geçiyor.

Üstelik bu sadece büyük şehirlerin, metropollerin sorunu da değil. Köyde, mahallede, bahçede, evin içinde yaşanıyor. Yani “bizim oralarda olmaz” denilen her yerde oluyor.

Bu noktada asıl mesele şudur:

Bir çocuğun eline geçen tüfek sadece metal bir cisim değildir.

O tüfek; denetimsizliğin, duyarsızlığın ve “bir şey olmaz” kültürünün sonucudur.

Anne babalar için acı bir gerçek var:

Çocuklar gördüklerini yapar.

Duyduklarını tekrarlar.

Ellerine verilen ya da kolayca ulaşabildikleri her şeyi “oyun” sanırlar.

Silahı oyuncaktan ayıran şey yetişkin aklıdır.

Ama o akıl ortada yoksa, sonuç felakettir.

Bu olayda tetiğe basan 6 yaşındaki bir çocuk olabilir.

Ama sorumluluk sadece onun değil.

Bahçede silah bırakanın,

Evde denetim kurmayanın,

“Bizim çocuk yapmaz” diyen herkesin payı var.

Daha da acısı şu:

Bu haber bugün Ereğli’de oldu.

Yarın başka bir ilçede, başka bir isimle olacak.

Ve biz yine “talihsiz bir olay” diyeceğiz.

Hayır.

Bu talihsizlik değil.

Bu ihmal.

Bu toplumsal bir alarm.

Çocukların suçla, şiddetle bu kadar erken yaşta tanıştığı bir ülkede, geleceği konuşmak lüks haline gelir. Önce vicdanı, sorumluluğu ve denetimi konuşmamız gerekir.

Bir çocuğun hayatı, “bahçede unutulan” bir eşya kadar değersiz olmamalı.

Bu olay unutulmamalı.

Çünkü unutulan her benzer haber, bir sonrakine zemin hazırlar.