Seyhan Dikay

Değişmezlik yoksunları


Seyhan Dikay
15 Nisan 2016 Cuma 20:56

İnancım, azmim ve ilkelerimle işim, aş’ım  için ter dökerken  mola saatlerinde  günün yorgunlunu bir fincan kahveyle keyiflendirirken bir taraftan  düşüncelerimle yaşam alanım Ereğli’yi gözlemliyorum. 

  Sıradanlaşmış ve sıra dışı olmaya çalışanlarla halen hayat sıralamasında yerini belirleyememiş,  söylediğini anlamayan, anlatmak istediğini netleştiremeyen  ama aklı sıra kendini cin fikirliymiş gibi göstermeye çalıştıkça basitleştiğini yani ‘’Hi璒 olduğunu fark edemeyenlere gülüyorum. Şaban Kızıldağ’ın,’’Lafa Bakılır’’ eserindeki  sosyal  gözlemleriyle ‘’Hiçler’’in içi boş övünme örneklemeleri gözümün önüne geliyor. ‘’Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz’’ sözü Ereğli’de tersine dönmüş gibi. 

   Her işin kendine göre kuralları ve usulleri var ise de Ereğli’de kendini güçlü sanıp özünde donanımsızsızlık ve eğitimsizlikle birlikte basit kurnazlık beceriymiş gibi algılandığı sürece bazılarının ‘’Ereğli Zonguldak’ın ön bahçesi’’sözüyle övünmeleri dövünmeye dönüşür.

Her nedense millet olarak kulağa hoş ama anlamı boş sloganların peşinde gittikçe  kendimizi kandırdığımızı  fark edemiyoruz. 

    Oscar Wilde’nin,’’İnsan doğası üstüne bilinen tek şey sürekli değiştiğidir. Değişim, insanoğlunun öngörülebilir tek niteliğidir. Başarısız sistemler, insan doğasının gelişmesine ve ilerlemesine değil de,değişmezliğine bel bağlayanlardır.’’sözüne uygun‘’Değişmezlik yoksunları’’ önce bizim mesleğimizde say sayabildiğin kadar… Bunlar İş ve haber üretmek yerine Erdemir-Belediye ile değişmezlikleri dahi dibe vurmuş EGD koridorlarında dolaşmaktan başka hayatlarına asla 4.ncü gündem maddesi giremez. Bundan sıkılınca birbirlerine sırıtarak merhaba yerine geçen küfürlü elenseleriyle çadır tiyatrosunu pardon  güreş çayırlarını aratmazlar. 

    İnsanlar anladıkları ve bildikleri konularda konuşabilseler Ereğli’deki sessizliği ve sakinliği sadece kuşların ve martıların sesleri bozardı. 

     Kuş ve martı sesi dedim de aklıma bir fıkra geldi. Tilki, ağaç dalında  Kargayı azgında peynirle  görünce  gülümseyerek Günaydın Karga kardeş’’demiş.  Ve devam etmiş..’’Bugün tüylerin ne kadar güzel ve parlak. Sesinde tüylerin gibi güzelse bir şarkı söylede dinleyelim’’ İltifat hoşuna gitmiş Karganın.. Ağzındaki peyniri dalın bir kenarına  koyarak başlamış şakımaya. Tilki şaşırmış… Şaşkınlıkla,’’Ne yapıyorsun karga kardeş’’diye sormuş. Karga, ’’Şarkı söylememi istedin. Seni kırmadım.. şarkımla seni neşelendiriyorum’’demiş. Tilki kurnazlık alışkanlığıyla,’’Ama böyle söylenmez ki’’ Karga  ‘’Nasıl söyleyecektim’’ diye sormuş. Tilki,’’Peynir ağzındayken söyleyecektin’’  deyince karga  cevabı noktalamış:’’Ağzında peynirle dedem şarkı söylerdi. Babam  da çok zorlandı. İnsaf yahu. Bir iltifata kanıp artık peyniri kaptıracak kadar aptal mıyım !’’ 

  Mesleğimizde her zaman işbirliği ve paylaşma  olmazsa olmazımızdır. Mesleki rekabetin ilkelerimiz doğrultusunda  habercilik kalitesini yükselteceği inancıyla işimi yaparken elbette daha çok öğreneceklerimiz olduğunun  bilincindeyim. O çatı burada giderek yok oluyor. Meslek bilgi ve becerisiyle  paylaşmanın olmadığı kurum ve kuruluşlar yok olmaktan kurtulamazlar.    

Yeni bir sayıyı okurlarımızla paylaşabilmenin keyfiyle sevgi ve saygılar sunarım


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık