
S Rota Haber: Karadeniz Ereğli Ziraat Odası Başkanı Zafer Yalman, görevdeki üçüncü yılını geride bırakırken hem hayata geçirilen projeleri hem de tarımın bugün geldiği noktayı anlattı. Gıda ve Karma OSB’den Sera OSB hedeflerine, çiftçinin artan girdi maliyetlerinden gençlerin tarımdan uzaklaşmasına kadar birçok başlığın ele alındığı röportajda Başkan Yalman, “Tarım bu ülke için tercih değil, zorunluluktur” mesajını verdi.
Röportaj: Seyhan Dikay
Üçüncü yılı geride bıraktınız. Bu sürede “biz şunu başardık” diyebileceğiniz somut üç çalışma ne oldu?
Şimdi birincisi geçmişte bizden önceki abilerimizin,büyüklerimizin yapmak isteyip de yapamadıkları bir gıda OSB projemiz Bölgemiz için. Türkiye'de belki ilklerden bir tanesi. Üçköy, Bayat, Sücüllü tepesinde 192 hektar bir alanda OSB çalışması başlattık. Bunu gıda OSB olarak başlattık. Fakat şu anki milletvekilimizle de istişare ederek işte bölgemizin sanayi yatırımlarını da göz önüne alarak burayı karma OSB'ye çevirdik. Şu anda Zonguldak Valilik'ten çıktı işimiz. Kamu yararı kararı için bakanlıkta bekliyor.
Bölgemizdeki siyasilerimizin de söylediği, vekilimizin de bahsettiği OSB'lerden bir tanesi benim dönemimde bu şehre kazandırdım. %70-80 bitmiş bir proje. Üçköy - Bayat-Sücülü tepesinde. Aşağı yukarı bittiğinde tahminimce ileri ki aşamalarında 5000 civarında insana ekmek verilecek bir alan. Bu benim yapmış olduğum en güzel projelerden bir tanesi diyorum ben. Bir de biz geçmişte bir yönetim kurulu üyeliği yaparken satın almış olduğumuz Yazıcılar bölgesinde dokuz dönüm bir arazimiz vardı.Burayı aşağı yukarı bir fındık kırma fabrikası, çikolata fabrikası olarak hedeflemiştik.O dönemde imkanlarımız çerçevesinde. Bir türlü chat raporu şu bu derken bunları gerçekleştiremedik. Adil Başkanımızın zamanında yapamadık. Mevzi imar çalışmamız bitti. Oraya da bölgemize yakışır. İşte depolama alanı veya kırsal düğün salonu.3-4 bin metrekare bir inşaat alanı kazandıracağız. Yani mevzi imar çalışmalarını yaptık, altyapılarını yaptık. bu sene bir proje çalışması yapacağız. Bunlar önemsenecek.projeler.
Göreve geldiğinizde devraldığınız tabloyla bugünkü tablo arasında çiftçi açısından ne değişti?
İşte patlıcan tarlası dediğim olay. Şahsen çiftçiliği yapayım dedim. tarımsal faaliyeti 30 dönüm bir arazide 30 bin fide dikerek patlıcan tarlası yaptım. Bu işi bu
bölgede yapılabileceğini kanıtlamak için. Yani yarısı Hamzafakıhlı bölgesinde yarısı da Soğanlı bölgesinde iki bölgede bir okul olarak yaptım bunu. takdir de edildi bölgemiz tarafından yaptık, ürettik, üretilebileceğini gösterdik. vatandaşa. Yani bunun yapılırsa da para kazanılabileceğini de gösterdim. Kazandık da. Yani o konuda bir sıkıntı yok. Böyle eğitimler verdik. Şu anda mesela imkanlar çerçevesinde imkanımız yoktu Geçmişte. Şimdi odamızı yaptık, her şeyimizi yaptık. Artan Yıllık aldığımız aidatların sonrasında bu odalar para biriktirme yeri değil. Bu odalarda ne yapabiliriz? Biz bu binaları yaparken devletten bir destek alarak değil yani en ufak işte KOSGEP’ten, BAKKA’dan bir şey anlarak değil. Çiftçinin kendi öz sermayesini verdiği bize bugünkü şartlarda 320 lira yıllık aidatı 10 taneçalışan personelin maaşını ödedikten sonra, tazminatlarını ödedikten sonra artanı biriktirerek bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bu sene ve geçtiğin sene Aşağı yukarı 15.000 civarında meyve fidanı dağıtacağız.
Bunlar yine devlet destekli değil. Yani ziraat odamızın desteklemeleri. Yani bu dediğimiz 15.000 fidan dediğimiz olay, ayva fidanı dağıttık geçen. Önümüzdeki günlerde yine HİBE'li, %50 HİBE'li yani destekli diyeyim. Yine tüm meyve fidanlarından dağıtacağız. İhtiyacı olanlara veriyoruz. Bir şeyler üretilsin, yapılsın diye bakıyoruz.
Karadeniz Ereğli’de tarım büyüyor mu, yoksa ayakta kalma mücadelesi mi veriyor?
Karadeniz Ereğli'de %95 Tarım fındık. Başka tarımsal nokta işte meyve ağaçlarımız var. Herkesin bahçesinin olduğu kadarıyla. Kendi Bostan'ı dediğimiz arazilerde domates, biber, patlıcan Bunlar. Sanayi ile tarım iç içe girmiş durumda. Geçmişte yapılan yanlışlar.Şöyle söyleyeyim. En büyük sıkıntılarımızdan bir tanesi bizim Gülüç Irmağı'nız Gülüç Irmağı'nın sağlı sollu iki kanadı geçmişte sanayi bölgesi olarak açılmış. Ben bu 192 hektar dediğim Üçköy - Bayat - Sücülü tepesinde tarımsal en ufak bir faaliyetim olmadığı, için Biz orayı seçtik. Engebeli bir arazi. Devletin işi bu araziyi düzeltmek. Düzeltecek. Biz denizleri doldurup havaalanı yapıyoruz.Oraları sanayiye, ekonomiye kazandırmamız lazım. Ne ala yapalım dümdüz ovaları fabrika ondan sonra tarım yapacak yer bulamıyoruz. Şimdi bizim amanımızda orası dediğimiz Topçalı tarafı Tarımsal alanı ilan edildi. Şu anda orada fabrikada yapılamıyor. Yapılanlar da sökülemiyor. Öyle bir kargaşa kaldı. Aslında tarımsız bir şey olmaz. Sanayide yapsak, ne yaparsak yapalım yani yiyeceğiz içeceğiz. Yemeden içmeden hayatımızı idam ettirme şansımız yok. Ama ekmek yiyeceğiz ama soğan yiyeceğiz, ama yemeden hayatlı durma şansımız yok. Ne kadar kazanırsak kazanalım. Tarımın ülkede öncelikli olması lazım.
Gülüç ırmağı bizim tarımsal faaliyet olarak faydalanmamız lazım ama fabrikalarla iç içe girince tarımsal bir faaliyet yapamıyoruz. Şu an projelerimizden bir tanesi Hayata geçirmek istiyorum. Şimdi ayın 24'ünde Bakan Bey geliyormuş. Bakan Bey'e sunacağımız şey. Delhakkı bölgesinde biz Sera OSB düşünüyoruz. Çay Cuma'da bunu başardılar. Biz de yapmayı düşünüyoruz. Biz aslında geçen sene bu projeyi hayata geçirmek istedim. şöyle bir sıkıntı önümüze geldi %75 bu arazinin %75'inin hazine arazisi olması gerekiyormuş. Hazine arazisi bizde öyle bir alan yok.Bizde şahıs arazileri var.Bunları kamu yararı kararı alıp bakanlık bu izni verirse işte o Delihakkı dediğimiz o çay havzasının olduğu yer danişment diye doğru dönen o alanda bir Sera yaparsak emin olun Hiç yoksa 500 kişi çalışır oalanda. Bacasız sanayi. Hiçbir çevre kirliliği yok. Üret, pazardaki maliyette düşer burada. Oradan üret, burada sat. Bölgemiz için çok büyük avantaj. Yaşayan insanlar için çok büyük avantaj. hani tencere kaynamadığı zaman sıkıntı siyasiler içinde sıkıntı yani.Biz onu yapmaya çalışıyoruz. Çok ön planda durmadan işte bu OSB ile alakalı bugüne kadar hiçbir açıklama yapmadık.
Halil Bey başkanımıza ilk projemi anlattığında dedi ki!! helal olsun. Bunu gerçekleştir,büstün dikilir bu şehre. Seçim zamanı geldiğinde, dosyayı gösterdiğinde dedi ki helal olsun. Kendi meclis üyesi arkadaşlarımızla birlikte gelmişlerdi buraya ziyarete. Bunlar bizi aşılıyor, kamçılıyor, teşvik ediyor.biz bildiğimiz yolda yürüyelim dedik. Orayı seçmemizin bir de bir sebebi hem tarımsal faaliyetin olmaması, Zonguldak'ın da OSB'ye ihtiyacı var. Zonguldak, Ereğli,tünelin orası, tünelin bu tarafı, bu kargaşa da bitsin dedik. O alanı seçtik ki hem Zonguldak sahiplensin bu alanı, hem Ereğli sahiplensin bu alanın. Orada üretim olsun. sanayide şehir aynı noktada olduğu zaman o kirlikten dert yanıyoruz. Bugün bana göre o bölgenin şehre bir sıkıntısı orada yapılacak bir OSB'nin bir sıkıntısı olmayacaktır. Hava kirliliği, çevre kirliliği, gürültüsü, patırtısı bunlarla alakası olmayan bir alan.Zonguldak'a da bir sıkıntısı olmayacaktır. İki dağ arası vadide olan bir nokta. Bunları analiz ederek yaptık. Ama tabii bunları ben değil, bana büyüklerim Adil Başkanımın,Şeref Türkoğlu'nun Başkan sen bu işi yaparsın, bu iş siyasetsiz olmaz dedi. Sağ olsun şu anki milletvekilimize destek oldu Saffet Bey. Yani diğer milletvekillerimizden de Allah razı olsun. Ne zaman gittiysekhayır demediler. Yani sahiplendi, kendisi de sahiplendi bu projeyi. İnşallah birlikte bir yol alacağız. bunu bölgemize kazandırırsak az bir alan değil. Yani dediğimiz alan bugün 1 ve 2 nolu OSB'nin metrekaresinden büyük o alan. Yani bir şehre zararı yok. Hani ben bunları yaparken 50 sene sonra 100 sene sonra örnek söyleyeyim, bu şehir nereye gider? İmarlaşma nereye gider? Konutlaşma nereye gider? Tarım alanı neresi olur? Bunlar hani master plan dediğimiz olay.
Bunları bir analiz ederek, düşünerek buranın acaba ne olur? Oradan eksi artısı, çevredeki insanlar istiyor mu istemiyor mu? İlk istişaremiz biz vatandaşa rağmen yapmadık bu projeyi. Orada ilk bölgenin muhtarları, halkı, vatandaşı istişare ettik. Buraya bunu yaparsak ne dersiniz? İtiraz mı edersiniz? İster misiniz? Anlattık. Burada size artısı bu olur, eksisi bu olur. Şu anda bölge muhtarları benden daha hevesli. Başka ne oluyor, neredeyiz, ne durumdayız diyorlar. Şimdi halka rağmen yapılan bir işten hayır gelmez.
Çiftçinin bugün en büyük sorunu nedir? Girdi maliyetleri mi, pazarlama mı, destekler mi?
En büyük sorun girdi maliyetleri. Gübre, mazot, işçilik çok pahalı. İşçilikte yaş ortalaması 50–55’e çıktı, gençler tarımdan uzak.
Destekler yetersiz. 10 yıl önce alan bazlı destek 170 liraydı, bugün 366 lira. Alım gücü aynı değil. Çiftçi bu noktada zorlanıyor.
Küçük üretici ile büyük üretici arasında adaletsizlik var mı?
Bölgemizde büyük üretici yok. Destekler dekara göre veriliyor. 1 dönüm alan da, 10 dönüm alan da aynı oranla destek alıyor. Bu bölgede ciddi bir adaletsizlik yok.
Çiftçi size kolay ulaşabiliyor mu? En çok hangi şikâyet geliyor?
Telefonum 7/24 açık. Sahadayız. Kendi ticari işlerimi askıya aldım. Biz çiftçiyle devlet arasında köprüyüz. Çiftçi buraya geldiğinde 3–4 kurum gezmesin diye tüm işlemleri burada yapıyoruz. Toprak analizinden evrağa kadar.
Siyasi geçmişiniz bu görevde avantaj mı, dezavantaj mı?
Odaya siyaseti sokmadık. Yönetimde farklı siyasi görüşlerden insanlar var. Ama siyaseti bilmenin Ankara yolunu bilmenin avantajı oluyor. Projelerin takibi daha kolay. Eksisi yok.
Gençler neden tarımdan uzak? Onları çekmek için projeniz var mı?
Sorun sadece para değil, alışkanlıklar. Şikâyet eden bir toplum olduk. Oysa bir meyve ağacı dikmek bile üretimdir. Oda olarak fidan dağıtıyoruz, gençleri teşvik ediyoruz. Bir ağaç yıllarca ekmek verir. Tarımı sevmek zorundayız, mecburuz.
Ereğli çiftçisi sizi arkasında bir güç olarak görüyor mu?
Güç olarak görmelerini isterim. Bu işe bedenimi koydum. Makamda oturan biri değilim. Elbette bütçemiz sınırlı ama elimizden geleni yapıyoruz. İlçe Tarım, Orman İşletme ve diğer kurumlarla çok iyi çalışıyoruz. Bu işler tek başına olmaz, ekip işidir.
Son olarak çiftçiye ne söylemek istersiniz?
Ziraat odalarını köstek olarak görmesinler. En düşük aidatı alan oda biziz ve aldığımızı fazlasıyla geri veriyoruz. Bu odalar kalıcı, bizler geçiciyiz. Çiftçi odasına sahip çıksın, tarımdan küsmesin. Kapımız her zaman açık.