SON DAKİKA

YAVUZYILMAZ, KARADENİZ’İ TEHDİT EDEN TEHLİKEYE DİKKAT ÇEKTİ

YAVUZYILMAZ, KARADENİZ’İ TEHDİT EDEN TEHLİKEYE DİKKAT ÇEKTİ 18 Aralık, 2023 16:36 Güncelleme: 18 Aralık, 2023 16:36 YAVUZYILMAZ, KARADENİZ’İ TEHDİT EDEN TEHLİKEYE DİKKAT ÇEKTİ

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, 19 Kasım tarihinde, Karadeniz Ereğli Limanının hemen önünde batan 'Kafkametler' gemisinin 1542 ton “Ferro Silikon” yüküne dikkat çekti.

Yavuzyılmaz, Ferro Silikon maddesinin su ile temas halinde çok tehlikeli toksik ve yanıcı gazları oluşturabildiğini söyleyerek, Karadeniz ekosisteminin ve Zonguldak’ın doğasının büyük bir tehlike altında olabileceğini belirtti.

Kafkametler’in yükünün istiflendiği yerden çıkarak, gemi içine ve batık alanı çevresine yayıldığı konusunda bilgiler aldıklarını aktaran milletvekili, “Su ile tepkimeye girdiğinde fosfin, arsin gibi son derece toksik ve zehirli oluşumlara neden olan bu maddenin deniz ekosistemi üzerindeki zararlı etkileri tarafımızca büyük bir endişeyle takip edilmektedir” dedi.

Konuyla ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere, ilgili dört Bakanlığa ayrı ayrı önergeler verdiklerini de aktaran Yavuzyılmaz, maddenin bir an önce bertaraf edilmesinin Zonguldak halk sağlığı ve Karadeniz’in ekosisteminin güvenliği açısından hayati önem taşıdığının altını çizerek şunları söyledi:

“SU İLE TEMAS ETTİĞİNDE ÇOK TEHLİKELİ OLUŞUMLARA NEDEN OLUYOR”

“19 Kasım 2023 Pazar günü Zonguldak’ı etkileyen ağır hava koşullarında 'Kafkametler' isimli kuru yük gemisi, Rusya’nın Temryuk Limanından aldığı ve İzmir Aliağa Bölge Limanına taşıdığı yüküyle birlikte, Karadeniz Ereğli Limanı çevresinde, kıyıya 80 m mesafede, 8,5 m derinlikte batmıştı. Aynı gün Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı Denizcilik Genel Müdürlüğü sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamasında geminin “1542 ton Ferro Silikon” yükü taşıdığını açıklamıştı.
Ferro Silikon (Fe-Si) ile ilgili olarak yaptığımız araştırmalarda maddenin ana elementler olarak, demir (Fe) ve silikon (Si) içeren metalik bir ferro alaşım olduğu anlaşılmakta. Yine yaptığımız araştırma ve okumalarda Fe-Si maddesinin su ile temas ettiğinde çözünebildiğinden, yavaş yavaş hidrojen (H2) üretebildiğinden ve bu alaşımın nem ve bazlarla tepkimeye girdiğinde toksik ve yanıcı gazlar oluşturduğundan bahsedilmekte.

Aynı şekilde, ülkemiz genelindeki limanların ‘Tehlikeli Yük Elleçleme Rehberlerinde’ Ferro Silikon Maddesinin su ile teması halinde patlayıcı hidrojen gazının çıkışına neden olduğu ve yine son derece toksik, zehirli ve tehlikeli olan fosfin ve arsin gazlarının maddenin su ile temasında (ıslandığında – nemlendiğinde) ortaya çıkabildiğinden bahsetmektedir. Buna göre Ferro silikonun suyla etkileşimiyle açığa çıkan bu tehlikeli gazlar sinir sistemi ve kan üzerinde zehirli etki göstererek kısa sürede ölümlere neden olabilmekte. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının İşyeri Tehlikeli Sınıflar Listesinde 24.10.12 Nace Kodu ile yer alan madde “Çok Tehlikeli” olarak nitelenirken, kimyasal ürünlerin güvenli bir şekilde nasıl çalışılacağını gösteren MSDS formlarında ise maddenin suyla teması halinde yine çok zehirli gazlar çıkaracağı söylenmekte.

“KAFKAMETLER’İN YAPIMINDA ASBEST KULLANILMIŞ OLABİLİR”

Diğer yandan, Kafkametler Gemisi, 07.11.1989 tarihinde Tuzla Tersanesinde inşa edilmeye başlanmış ve 23.05.1992 tarihinde inşası tamamlanarak kullanıcısına teslim edilmiş. Ülkemizde kanserojen niteliği ve sağlığa zararları nedeniyle asbestin kullanımı 2004 yılında sınırlanmış ve 31 Aralık 2010 tarihinde yasaklanmıştı. Yasaklar öncesinde gemi inşa sanayisinde de yaygın olarak kullanılan döneminin mucize madeni asbest’in Kafkametler’in yapımında kullanılıp kullanılmadığı bilinmemekte. Bir diğer bilinmeyen husus ise Kafkametler’in kaç ton yakıtla battığı ve batışı esnasında yakıt tankının bir hasar alıp almadığı ve bu yakıtın deniz suyuna karışıp karışmadığı.

“ÇEVRE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ BÜYÜK BİR ENDİŞEYLE TAKİP EDİYORUZ”

Geminin batışının ardından ilkin Türk Deniz Kuvvetlerine ait olan TCG Gemisi bölgede kayıp personeli arama faaliyetleri sürdürülmüştü ancak ardında Kıyı Emniyeti. Genel Müdürlüğüne (KEGM) bağlı Nene Hatun gemisi bölgeye geldi ve kurtarma çalışmalarını üstlendi. Batığın durumu ve kurtarma çalışmalarıyla ilgili olarak ulusal haber ajanslarında paylaşılan haberlere göre ise “Kafkametler’in, yaşam alanının bulunduğu arka tarafının %75 eğim ile yattığı, gemiye deniz içinde müdahalenin zor olduğu, bu nedenle parçalanarak karaya çıkarılması ve karada arama çalışmalarına devam edilmesi yönünde karar alındığı” aktarılmıştı. Yine söz konusu haberlerde, Nene Hatun Gemisi'nin batan geminin pruva (geminin baş tarafı) kısmını çevirmek için çalışmalara başladığı, geminin yaşam mahallinin de ferro silikon madeni, kum ve çamurla dolduğu, içindeki bölmelerin de kırıldığından bahsedilmekte.

Geminin mevcut durumuyla ilgili olarak görüştüğümüz kaynaklarımıza göre de Ferro Silikon yükünün istiflendiği yerden çıktığı, gemi içine ve batık alanına yayıldığını anlıyoruz. Islanması halinde tepkimeye girerek son derece toksik ve zehirli gazları açığa çıkan maddenin deniz ekosistemi üzerindeki olumsuz etkileri tarafımızca büyük bir endişeyle takip edilmekte.
Kafkametler’in parçalanarak karaya çıkartılma çalışmaları esnasında tehlikeli yükünün denize daha fazla karışması, ayı şekilde, geminin yapımında asbest kullanıldı ise batığın karaya çıkartılma operasyonu esnasında gemi kaplaması ve malzemelerinde parçalanmaların yaşanması, bu parçaların denize yayılması olası. Yine aynı şekilde daha öncesinde hasar almadı ise bu operasyonda geminin yakıt tankının hasar alması ve binlerce ton yakıtın denize yayılabilmesi söz konusu olabilecektir. Konunun açıklığa kavuşturulması adına Çevre Bakanlığı başta olmak üzere 4 ayrı bakanlığa soru önergeleri ve araştırma önergeleri verdik. Söz konusu maddelerin bir an önce bertaraf edilmesi Zonguldak halk sağlığı ve Karadeniz’in ekosisteminin güvenliği açısından hayati önem taşıyor. Denizcilerimize göz göre göre mezar olan bu geminin batışındaki tüm nedenleri ve ihmaller zincirini araştırmaya, Zonguldak’ın doğası açısından olumsuz etkilerini takip etmeye devam edeceğiz.”

Yorum Ekle