SON DAKİKA

Martı Koleji’nde Eğitim: "Başarı İstekle Başlar, Manevi Değerle Büyür”

Martı Koleji Kurucusu Numan Korkmaz: “Hedefimiz nicelik değil, nitelikte büyüme” 25 Ocak, 2026 21:47 Güncelleme: 25 Ocak, 2026 21:57 Martı Koleji’nde Eğitim: "Başarı İstekle Başlar, Manevi Değerle Büyür”

S Rota Haber - Röportaj: Seyhan Dikay

Eğitim alanında uzun yıllar devletin çeşitli kademelerinde görev yapan Numan Korkmaz, Martı Koleji’nin vizyonu ve eğitim yaklaşımı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Mini söyleşide, özel eğitim ile kamu eğitimi arasındaki farklar, öğrencilerin başarıya ulaşmasında öncelikli kriterler ve okulun önümüzdeki 3-5 yıllık hedefleri ele alındı.

Korkmaz, Martı Koleji’nde akademik başarının yanı sıra öğrencilerin manevi gelişimi, toplumsal sorumluluk bilinci ve aile ortamında sağlıklı bir eğitim deneyiminin de öncelikli olduğunu vurguladı. Röportaj, Martı Koleji’nin eğitim anlayışını, öğrencilere sunduğu fırsatları ve başarı odaklı, aynı zamanda iyi insan yetiştirmeye önem veren vizyonunu ortaya koyuyor.

Röportaj: Seyhan Dikay

 Sayın Korkmaz, devlet eğitim sisteminin en üstlerinden bizzat deneyimlenmiş biri olarak özel eğitim ve kamu eğitimi arasındaki farkları nasıl özetlersiniz?

 Genel olarak düşündüğümüzde özel eğitim ve kamu eğitimi arasında herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı'nın belirlemiş olduğu müfredat doğrultusunda tüm okullarımızda aynı çerçevede eğitim verilmektedir. Yalnızca öğrenciler arasında imkan farklılığı ortaya çıkmaktadır.
Devlet okullarında öğrenci sayımız biraz fazla iken özel okullarda mevcutlarımız biraz azdır. Öğrencilerin bilgiye erişimi biraz daha kolaylaşır. Mevzuat açısından disiplin işlemleri, belli görüşmeler, rehberlik ve psikolojik danışmanlık bunların tamamı entegre biçimde uygulanmaktadır.
Özel okulların hizmet müdürlüğü açısından aynıdır. Zaten Milli Eğitim Bakanlığı'nın belirlediği resmiyetin dışına hiçbir okulun çıkmaması gerekir.

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü deneyiminiz Martı Koleji'ne nasıl şekillendirdi?

 İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden ziyade bu mevzuatı bilmekle alakalı. Bir de eğitime verdiğimiz önemle ilgili. Biz Martı Koleji'nde tabii ki o kadar deneyimimiz olmasına rağmen özel sektör, ticaret farklı bir durum. Bir iki yıllık toparlanma sürecimiz geçti.
Zamanımızı aldı bizim toparlanma süreci. Biz tabii ki biraz da öğrencilerin maneviyatını önem veren bir eğitim yapısına sahibiz. Öğrencilerimiz okulumuzda aile ortamında, sevgi ve saygı çerçevesinde eğitim alıyor. Bunun en büyük şereflerinden biri de okul kontenjanımızın az olması.
Öğrenci sayılarımızın az olması bir aile ortamı oluşturuyor. Öğrencilerimize biz de vicdanen rahat edebileceğimiz şekilde tüm bilgiye ulaşmaları için elimizden geleni sağlamaya çalışıyoruz.

 Martı Koleji'nin vizyonunda iyi insan yetiştirme ve başarı odaklı eğitim arasındaki dengeyi nasıl koruyorsunuz?

 İşte günümüzün en büyük sorunu bu. İyi insan yetiştirmek ve başarı odaklı eğitim birbirini tezat haline düşüren maalesef birçok argüman var. En büyük sorunumuz da iletişim, telefon, bilgisayar. Bilgiye erişim açısından öğrenciye tüm imkanlar sunulmasına rağmen bu tür enstrümanların fazla olması öğrencileri veya insanları benzilleştiriyor, yalnızlaştırıyor.
Bu kadar çok imkan yokken öğrencilerimiz, insanlarımız çok yalnız değildi. Şimdi bilgisayar, telefon ve elektronik ortamların fazla olması öğrencileri biraz yalnızlığa itiyor. Bütün mücadelemiz öğrencileri hem iyi insan hem de bilgiye erişen kişi olarak yetiştirmek için.
Çok zor olsa da bunu başarmak için mücadele ediyoruz.

Numan Bey, eğitimin sadece akademik başarıdan ibaret olmadığını düşünüyorum ben. Toplumsal sorumluluk ve gençlik yetiştirme konusunda duruşunuzu nasıl tanımlarsınız?

Toplumsal sorumluluk ve gençliğin duruşuyla ilgili, bizim buna yetenecek gücümüz olsa biraz gelenekçi eğitim sistemini benimseyen bir yapımız var.
Öğrencilerimizin manevi duygularının işlenmesi, birbirleri ve aileleriyle öğretmenleri arasındaki bağlarının güçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Günümüzde birçok sorun bu bağların zayıflamasından kaynaklanıyor. Öğrencinin ailesi, arkadaşları ve toplumla olan bağlarının zayıf olması günümüzdeki sorunların çoğunu ortaya çıkarıyor.
Bunu güçlendirmemiz gerekiyor. Eğitimciler olarak geçmiş dönemlere baktığımızda alınması gereken çok tedbir var. Bakanlığımızdan da bu konuda beklentilerimiz var.
Zamanında görüşlerimizi sunduğumuz konular da oldu. Öncelikli olarak öğretmenlere güven, öğrencilere güven ve öğretmenlerin sınıf otoritesinin yeniden sağlanması gerekiyor. Bu şekilde hem davranış hem de başarıya ulaşabilmek için öğrencilerde istenilen davranışı sağlayabiliriz.
Bunun için geleneksel öğretmen yapısına geri dönüş gerekiyor. Ben hala, kim ne derse desin, öğrencinin de öğretmenin de bir çerçevesi olması gerektiğini düşünüyorum. Disiplinde de, kılık kıyafette de kılık kıyafet yönetmeliğinin uygulanması gerekir.
Sivil itaatsizlik adı altında çıkarılan bu devlet memurlarının ve öğretmenlerin kılık kıyafet ve diğer uyumsuzlukları, öğretmenlerin rol modeli olmasını zorlaştırdı. Öğretmenler rol modeli olamadığı için öğrenciler de kendilerini itaatsiz olarak belirlemiş oldu. Böyle bir durumda sınıflarda hakimiyeti sağlamakta zorlandık.

Martı Koleji'nin gelecek 3-5 yıllık büyüme ve eğitim hedefleri nelerdir?

 Bizim eğitim hedefimiz, insan kaynağı veya işletme olarak büyüme yönünden daha ziyade mevcut kontenjanımızda, mevcut kadromuzda daha fazla başarı elde etmek yönündedir. Esas amacımız eğitimin içinde bulunmak, sosyal faaliyetlerde yer almak ve öğrencilerimizle, velilerimizle ve toplumla kaynaşmaktır. Bundan sonra fiziksel veya ekonomik büyüme yerine hedefimiz başarıda büyüme olacak.

 Velilerin en çok merak ettiği bir konu var. Çocuğun bu okulda ilçe ortalamasının üstüne çıkar mı? Başarı olarak?

Başarı tamamen çocuğun kendi elinde. Biz tüm bilgilere ulaşması için altyapıyı hazırlıyoruz. Amaç yerleşme ise, tercih ettiği alana yerleşen öğrenci oranı normal Anadolu liselerine göre yüksek.

 Martı Koleji’nde akademik başarıyı ölçerken kullandığınız kriterler nedir? Sınav sonuçları mı, süreç mi, ikisi birlikte mi?

Biz kendimiz öğrencilere kazanım sınavı yapıyoruz; buna Martı Analiz Sınavı diyoruz. Beş haftada bir analiz sınavlarımız var.
Bu sınavdaki sorunların tamamını müfredata uygun olarak derse giren öğretmenlerimiz hazırlıyor. Kitapçık haline getirip hazırlıyoruz. Öğrencilerimiz bu sınav sonucunda hangi konulardan geri kalmışsa, öğrencilere ilave bireysel ders veriyoruz ve eksiklerini gidermeye çalışıyoruz. Ardından deneme sınavlarımız ve üniversite sınavları geliyor.
Bizim bakış açımızda öğrenci tüm konuları öğrensin istiyoruz. Ama verim odaklandığı tek nokta sınavlardaki başarıdır. Bu nedenle öğrenciyi genel sınav başarısıyla ölçüyoruz.

Bir öğrenciyi başarılı yapan en önemli kriter sizce nedir?

 Öğrenciyi başarılı yapan temel kriter, öğrencinin istekli olmasıdır. Öğrenci almaya hazırsa biz ve okul bir şey verebilir. Öğrenci hazır değilse, hiçbir öğretmenin veya okulun bilgi verme şansı yoktur. Önemli olan öğrencinin bilgiyi almaya hazır olmasıdır.

Yorum Ekle