SON DAKİKA

Adakoğlu İnşaat: Ereğli’de Konutu Bir Yaşam Kültürüne Dönüştüren İmza

Adakoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı konut üretiminde estetik, fonksiyonellik ve insan odaklı yaşam alanlarının önemine dikkat çekti. 01 Şubat, 2026 22:07 Güncelleme: 01 Şubat, 2026 22:07 Adakoğlu İnşaat: Ereğli’de Konutu Bir Yaşam Kültürüne Dönüştüren İmza

 S Rota Haber - Yaklaşık otuz yıldır Karadeniz Ereğli’de konut projeleriyle adından söz ettiren Adakoğlu İnşaat, yalnızca bina üretmeyi değil, kalıcı yaşam alanları oluşturmayı hedefleyen firmalar arasında yer alıyor. Bankacılık kariyerini geride bırakarak ailesinden devraldığı inşaat geleneğini ileri taşıyan Selami Adakoğlu, sektördeki yolculuğunu, Ereğli’nin kentleşme sürecini ve konuta bakış açısını gazetemize anlattı.

Röportaj: Seyhan DİKAY

Adakoğlu İnşaat bugün Ereğli’de “Prestijli Konut” denince ilk akla gelen firmalardan biri. Bu noktaya gelene kadar sizi ayakta tutan temel ilke ne oldu?

Yaklaşık otuz yıl geçti. Şu andaki inşaat sürecimiz konut projeleri üzerine. Rahmetli babamla beraber başladık.
Ben bankacılığı bıraktım ve bu sektöre hakikaten gönül verdim. Belki aşk, belki tutku… Yeni bir eser üretmek hakikaten çok ciddi bir heyecan veriyor.Bizden sonra yıllarca kalacak böyle eserler ne kadar güzel olursa, bu da bize onur ve heyecan veriyor.

Her bir proje benim için yeni bir proje, yeni bir heyecan oluyor. Bu heyecan da beni sürüklüyor işin açıkçası. Yıllar geçmiş, Ereğli’de ciddi projeler üretmişiz. Her bir projeyi birbirinden güzel yapmaya çalışıyoruz. Rahmetli babamın bu işte çok emeği var. Onun vizyonunu ve misyonunu devam ettirmeye çalışıyoruz.

 Ereğli gibi gelişmekte olan bir kentte konut üretirken sizce en çok ihmal edilen ama en kritik olan unsur hangisi?

 Şirin Ereğli’mizde çok yapılan yapılar var. Çok güzel binalar da var esasında ama estetik kültürü, özellikle dış cephelerde, çok fazla yok.
Düzce’de, İstanbul’da, Ankara’da bina estetiği çok daha fazla. Dış uygulamalarda eksikler olduğunu düşünüyorum şahsen. Belki o kültürün olmaması, belki de buradaki mimarlardan yeterli desteği görememekten kaynaklı.
Estetik binalar olması için o kültürün biraz daha gelişmesi lazım.

 Projeleriniz için “insanların hayalindekinden daha fazlası” ifadesini kullanıyorsunuz. Bunu bir pazarlama sloganı olmaktan çıkaran somut farklar nelerdir? Sizi diğer inşaat firmalarından ayıran nedir?

Ben kendim mimar değilim esasında ama şu önemli. Az önce de söyledim, yaptığımız işler sonuçta bir eser. Somut bir eser.

O eser her noktasında, temelinden çatısına kadar, bir şekilde bizim imzamızı, emeğimizi ve tecrübemizi taşıyor. Geçmişte yaşanan tecrübeleri de buna aktarmaya çalışıyoruz. O eser ne kadar güzel olursa, bize de ayrı bir heyecan veriyor.
Sonuçta insanlar burada yaşayacak, ömür geçecek. Aileler yaşayacak. Onları ne kadar konforlu, ne kadar fonksiyonel, ne kadar sanatsal şekilde hem dış hem iç mekânlarda düşünürsek, insanlar o kadar mutlu olacak. İnsanların mutlu olması da bizi mutlu ediyor.

Böyle bir motivasyonla işimizi yapmaya çalışıyoruz. “Hayallerin ötesinde” diye özetleyebilirim.

 Son yıllarda inşaat sektöründe artan maliyetler, finansmana erişim ve belirsizlikler konuşuluyor. Adakoğlu bu zorlu süreci yaşadı mı, yaşadıysa nasıl yönetti?

Ülkemizin böyle bir kaderi var belki. Yaklaşık altmış yaşına gelmiş oldum. Sektörde de yaklaşık otuz yıllık bir tecrübemiz var.

Çok değişik ekonomik süreçler yaşadık. Benim çocukluğumda çok ciddi bir enflasyon vardı. O zamanlar evler Türk parasıyla değil, genelde yabancı para cinsinden satılırdı. Mark üzerinden sattığımız daireler oldu. Bu, enflasyona karşı kendimizi koruma amaçlıydı.

2000’li yıllardan sonra enflasyon gündemden biraz kalktı. Biz de Türk lirasıyla peşinat alıp aylık taksitlerle devam ettik. Enflasyon olmayınca işlerimiz gayet güzel gitti. Para değerini yitirmeyince süreç rahat ilerledi.

Maalesef son beş yıl öncesinde enflasyon bir anda patlayınca bütün dengeler bozuldu. Sancılı bir süreçti. Biz de projelerle yakalandık. İnsanlardan fark istememeye çalıştık, bir an önce kalan paraları talep ettik, projeleri birbirine harmanladık ve işi çevirdik. Bu süreçte itibarımızı da korumaya çalıştık. Hamdolsun ayaktayız. Bu da bize itibar olarak geri döndü.

 Devam eden ve tamamlanan projelerinizde yaşam alanı, sosyal donatılar ve mimari estetik açısından özellikle önem verdiğiniz kriterler nelerdir?

Biz projelerimizi anahtar teslim yapmaya çalışıyoruz. Mutfak dolabı, portmanto, asma tavan, kombi gibi detayları koyuyoruz. Hâlâ anahtar teslim konsepti tam olarak yaygın değil.

Sosyal alanlara da önem vermeye çalışıyoruz. Hepimiz çocukluğumuzda güzel komşuluk ilişkileri olan mahallelerde yaşadık. Belki fakirdik ama insanlar bir aradaydı, çat kapı komşuluk vardı. Apartmanlar mı bunu bitirdi, yeni mimariler mi bilmiyorum ama komşuluk ilişkileri zayıfladı.

Bu ilişkileri nasıl canlandırabiliriz, nasıl konseptler geliştirebiliriz, biraz bunun derdindeyim. Daha farklı mimarilerle, daha farklı sosyal alanlarla insanları bir araya getirebilir miyiz diye uğraşıyorum. İnşallah olur.

 Karadeniz Ereğli Belediyespor’a verdiğiniz sponsorluk dikkat çekti. Bu desteğin arkasındaki motivasyon neydi?

Kendim çok futbolla iç içe olmasam da futbolu takip ederim. Futbol hem dünya hem Türkiye için çok önemli. Şehrimizde de futbolun öne çıkması önemli.

İkinci Lig’den Üçüncü Lig’e çıkılması kentimiz için büyük bir başarıydı. Bu noktada bizim de bir katkımız olsun istedik. Güzel ses getirdi. Maddi ya da manevi bir faydamız olduysa ne mutlu. Ereğli Belediyespor’un da başarılı olmasını diliyorum.

Özel sektörün yerel ölçekte spor ve sosyal alanlara destek vermesi sizce ne kadar önemli?

Çocukluğumuzda Erdemir, Ereğli halkıyla çok iç içeydi. Sosyal alanlarda ciddi destekleri vardı. Erdemirspor vardı, Erdemir Sineması vardı. Biz oralara giderdik.

Bunlardan zamanla yoksun kaldık. Özel sektör bu alanlarda daha fazla çaba gösterirse, Ereğli halkının kaliteli yaşamına daha çok katkı sunacağını düşünüyorum.

 Ereğli’nin kentleşme sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Size göre şehir on yıl sonra nasıl bir yerde olmalı?

Ereğli’de doğdum, büyüdüm. Bankacılık yaptım, askerliğimi burada yaptım. Ereğli’nin hayatımda farklı bir yeri var.

Çok güzel, şirin bir şehir. İstanbul’a ve Ankara’ya yakınlığı da büyük avantaj. Ama daha iyi noktalarda olması lazım. En büyük sorunlardan biri yollar. Yollar yetersiz ve bakımsız. Park sorunu da ciddi. Nüfus artıyor, köylerden kente göç devam ediyor. Bu gelişim belki yeterince öngörülemedi. Ciddi planlamalar yapılması gerekiyor.

Türkiye’de konut algısı değişiyor. İnsanlar artık sadece ev değil, yaşam biçimi satın almak istiyor. Ereğli’de bu dönüşüm yeterince anlaşılmış durumda mı?

 Türkiye’de maalesef çarpık yapılaşma var. Yurt dışında imar planlamaları daha düzenli. Geniş caddeler, estetik yapılar var.

Erdemir lojmanları buna güzel bir örnek. Altmışlı yıllarda yapılmış ama hâlâ Ereğli’nin en yaşanabilir bölgelerinden biri. Az katlı, yatay mimari, geniş yollar, geniş yeşil alanlar… İnsanların yaşam alanları böyle olmalı. TOKİ projelerinde de bu anlayışın uygulanmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu ferahlık insanın ruh halini de olumlu etkiliyor.

Son olarak Adakoğlu İnşaat’ı önümüzdeki on yıl içinde nasıl bir noktada görüyorsunuz?

Yaptığımız işi hâlâ büyük bir aşkla ve şevkle yapıyoruz. En büyük temennim sağlığım el verdiği sürece bu işi sürdürmek.
Daha kurumsal bir yapıya kavuşarak, daha güzel projeler üretmeye devam etmek istiyoruz.

Yorum Ekle
Etiketler