SON DAKİKA

Geleceğimizi aydınlatan öğretmenlerimiz.

26 Kasım, 2017 13:16 Güncelleme: 13 Ocak, 2024 01:41

Yaşam geleceğimizin altyapısında önemli bir yeri olan ve yaşadığımız sürece saygı, sevgi ve minnet duygularımız ile yüreklerimizde varlıklarını koruyan, öğretmenlerimiz için milad sayılarak 1928'de Millet Mektepleri'nin açılışı ve Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım Öğretmenler Günü'ndeyiz. 

1981'den buyana kutladığımız bu anlamlı gün Atamızın,çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma hedefinde,"Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır. Ya da milleti esaret ve sefalete terk eder" uyarısı,"Öğretmenler; Yeni nesli Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" sözleri günümüz ve yarınımızı aydınlatacak ışığımızdır.  

Eğitim dünyamıza gözattığımızda zorunlu  ilköğretim uygulaması, II. Mahmut’un 1824 fermanıyla başladı.1839’da Tanzimat’la başlayan batılılaşma süreci her alanda değişim ve gelişimin eğitim ile sağlanacağı benimsendi. Eğitime; araştırıcı ve akılcı bir anlayışın kazandırılması, çağdaş öğretmen yetiştirilmesi amacıyla 16 Mart 1848’de Dârülmuallimîn kuruldu .Bu eğitim dünyamızda ilk, orta, lise ve dengi okullara öğretmen yetiştirimesinin tarihi olarak kabul edilir.Dârulmuallimin-i Rüşdü,1868’de ise ilkokul öğretmeni yetiştirecek “Dârülmuallimin-i Sıbyan” öğretime başladı.1891'de İdâdilere (lise) öğretmen yetiştiren  kurum 1915'de Darülmuallimin-i Aliye,Yüksek Muallim Mektebine,Cumhuriyetin ilk yıllarında“Yüksek Muallim Mektebi” adıyla mezun verdi.  Osmanlı döneminden 2.345 ilkokul ve 3.061 öğretmen devroldu.1926 yılına gelindiğinde ilkokul 4.770’e, öğretmen sayısı da 9.062’ye yükseldi ama ilköğretim sorunu çözülemedi. 1935’te askerliğini onbaşı ve çavuş olarak yapan köy gençlerinin eğitmen olarak görevlendirilmesiydi. 2 yılda  4 ilde Köy Öğretmen Okulu açıldı. 17 Nisan 1940’ta 5 yıl eğitim süreli enstitüye dönüştürülerek 17 yeni köy enstitüsü açılması öngörüldü.1942-43 öğretim yılında Ankara Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü eklendi.  1946'da Üniversiteler Yasası ile öğretim üyelerinin dışarıda görev almasını yasaklanınca Yüksek Öğretmen Okulu akademik kadronun ilişkileri kesilerek öğrenci yurduna dönüştü.1950’lerde ülke genelinde 52 Öğretmen okulunun 21’i Köy Enstitülerinin devamı niteliğindeydi. 

Çok partili rejime geçtiğimiz 1946'dan kurulan Demokrat Parti tarafından Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı.1950'de iktidar olan DP 1954'de Köy Enstitülerini kapatarak isimlerini İlköğretmen Okulu olarak değiştirdi.1959'da Ankara'da kurulan Yüksek Öğretmen Okulu'nun  olumlu gelişimine  ABD'li Eğitim Danışmanları karşı çıkarak "Yüksek Öğretmen Okulu bu statüde devam ettiği takdirde, biz Amerikalılar olarak bütün yardımları keseceğimizi üzülerek bildiririz. Ancak bu yoldan dönüldüğü takdirde, yardımların kesilmesi gibi bir tehlike asla melhuz değildir.”değildir şeklindeki tehdit muhtırasına dönemin Milli Eğitim Bakanı Hilmi İncesulu  rest çeker gibi yanıt verir:

 “Ben bağımsız bir devlet olan TC’nin bir Bakanıyım. Görevlerimin ne olduğu, neyi yapmam gerektiği hakkında başkalarından emir alacak değilim. Bu memleket, bir YÖO binası yapmaktan aciz değildir.Biz İstiklâl Savaşlarından çıktıktan sonra bile neler yaptırdık. Bunu da yaptırırız. Amerikalılar yardımlarını kessin” 

Eğitim sistemimiz darbeler dönemleriyle birlikte AK Parti iktidarında 15 yıldan buyana değiştirildi. 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında resmî ve özel 10.482 okul öncesi,

25.308 ilkokul, 18.643 ortaokul ve 11.360 lise olmak üzere toplam 65.793 okulda 1 milyon 61 bin 989 öğretmen ve 17 milyon 508 bin 955 öğrencimizle geleceğe hazırlanıyoruz. 

                                      ************************ 

Ereğli'de göreve seçildiğinden buyana Belediye Meclisi ve ilçe teşkilatıyla bir türlü istikrarlı ve  uysal yapısına karşın uyumlu çalışamayan,"Yalnız Başkan" Hüseyin Uysal'ın  konumu sürekli dedikodu malzemesi yapılıyor. İstifa,görevden alınma, kayyum atanması tehditleri gündemde.  Ereğli siyasetindeki satranç oyunu devam ederken Kaymakamın mahallelerdeki halk toplantıları yorumlanıyor. Sokağın sesine göre kaymakamın emeklilik beklentisi “Kayyum ikramiyesi”ne dönüşebilir mi ?