Seyhan Dikay

EREĞLİ OYUN HAVALARI


Seyhan Dikay
19 Haziran 2014 Perşembe 17:53

İnsanlığın var oluşundan buyana  yaşananlar şarkıları, türküleri, şiirleri de var etmiştir. Yaşadığımız bölgenin gelenek ve görenek kültürü  folklor ve oyun havalarımızla da bütünleştiğinden  pek çoğu halen günümüzün vazgeçilmezleri arasındaki yerini koruyor. Birçoğu da tarihin, yaşamın ve de anıların karanlıklarında yok oluyor.

 

Suyunu içtiğimiz, ekmeğini yediğimiz ve yaşamımızı sürdürdüğümüz Ereğli’de öz kültürümüzün güzellikleri benliğimizde yerini korurken popüler müziğin yanında söz, nişan, düğün, sünnet ya da herhangi bir etkinlikte yaşadığımız alanın oyun havaları  günümüze renk katıyor.  O renkler içimize, ruhumuza sıcaklık, sevecenlik ve duygu dalgalanmaları veriyor. Bazende o günkü ruh ve duygu dünyamıza neşe yerine insanı geriyor.

Ereğli’nin ünlü anonim türküsü,’’A benim söm söm yarim’’in havası da değişmiş. 30 Mart yerel seçimlerinden beri  bana  bir başka söyleniyor gibi  geliyor.  Birileri çalıyor, birileri de oynuyor mu, oynatıyor mu ?  Bir curcunadır gidiyor.Tiyatroların yaz sezonu turneleri daha başlamadı ama  Ereğli tiyatrosu  30 Mart’ta perdelerini açtı . Sahnelenen eser belli, roller belli, aktörler belli de figüranlar rollerini tam bilemiyorlar. Rol şaşkınları gibiler. Sahneyi ışıklarıyla efektörlerin ne yaptığı da anlaşılır  gibi de değil.

Ereğli’ye hizmet etmiş Belediye başkanlarının fotoğraflarının bulunduğu  yerde kaide üstündeki 3 dönemin Belediye başkanları  Dr. Dündar Güçeri, Ruhi Cöbekoğlu ve Halil Posbıyık’ın  büstleri bir gecede kaldırılıverdi. Sıradan ve usulden tepkiden başka bir şey olmadı. Belediyeden  net ve kamuoyunu aydınlatıcı açıklama yapılmadı.  Daha önce de geçmişin izlerini yansıtan Sevgi Barış Dostluk yazılı tabelalar kaldırılmıştı.. Yakında Ruhi Cöbekoğlu’nun adı verilen ama engellilerin yararlanamayıp  baktıkları asansörü kilitli üst geçit de bir gece yarısı  uzaya giderse şaşırmamalı.

**************************************************

Bu sayımızda Ereğli’nin tanınan ama  yaşam dünyasındaki mücadele ile bunu toplumla paylaşarak kurumlaştırmaya çalışan Yasemin Madenci’yle röportajımıza yer verdik.  Yasemin hanımın bir anne olmanın ötesinde çocuğunun hayata hazırlanması, eğitilmesi, normal bir insan haline getirilmesindeki  sevgi, inanç ve mücadele gücünün ayrıntılı öykülerini okurlarımızla  paylaşıyoruz.

********************************************************

Yaşadığım Gülüç sahnesi de bir alem. Parti değiştirip seçim kazandığından beri yüzü gülmüyor, ama birilerinin eline tutuşturduğu karanfillerle evlerin kapılarını çalmakla güya sempati kazanıyor. Yüzü gülmeyenin empatisi mi antipatisi mi yansır sormak gerekir. Günlerdir alınamayan çöp yığınlarının yeni konuğu solmamaya direnerek çöpçü bekler olmuş.

Yeni bir sayıda buluşmak dileklerimle.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık