Ana Sayfa Güncel Ereğli açıklarında meydana gelen depremin ardından deprem riskleri tartışılıyor.

Ereğli açıklarında meydana gelen depremin ardından deprem riskleri tartışılıyor.

Karadeniz Ereğli açıklarında meydana gelen 4,4 büyüklüğünde depremden sonra dikkatler bölgenin üzerinde. Peki, yeniden olur mu? Uzmanlara göre hem deprem hem de tsunami ihtimali var.

Giriş Tarihi: 20 Nisan 2022 Çarşamba 12:11
Ereğli açıklarında meydana gelen depremin ardından deprem riskleri tartışılıyor.

Karadeniz Ereğli açıklarında meydana gelen 4,4 büyüklüğündeki depremin ardından Karadeniz’deki deprem riskleri tartışılıyor. 

Bugüne kadar Marmara, Ege ve Doğu bölgelerinde yaşanan depremler ve olası tehlikeleri gündemdeyken, kuzey bölgeleri de sarsıntılarla kendisini hatırlattı.

Bu tehlikenin geçmiş tarihlerdeki en önemli adreslerinden biri Bartın. Uzmanlar, 3 Eylül 1968’de yaşanan 6,6 büyüklüğündeki Bartın depreminin, Batı Karadeniz kıyılarında tsunamiye de neden olduğunu belirtiyorlar.

Peki, bundan sonra Karadeniz’de tsunami üretebilecek depremler olabilir mi?

Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Karadeniz Bölgesi’ndeki fay hatlarını ve olası depremleri TRT Haber’e değerlendirdi.

“Karadeniz’de aktif faylar var”

Karadeniz’in dünyanın en büyük kapalı havzalarından ve 200 milyon yıldan beri oluşumu devam eden bir deniz olduğunu hatırlatan Sözbilir, Karadeniz’in milyonlarca yıldır süren gelişiminin sonucunda oluşan aktif fayların bölgede depremler ürettiğini söylüyor.

“Karadeniz, son 40 milyon yıldan beri de yaklaşık K-G doğrultusunda gelişen sıkışma kuvvetleri etkisinde kapanmaya başladı. Sismolojik ve deniz jeolojisi/jeofiziği verileri, bu kapanma sırasında Karadeniz havzasının Orta Karadeniz yükseltisi ile ayrılan Batı Karadeniz ve Doğu Karadeniz şeklinde iki alt havzaya bölündüğünü gösteriyor.

Yani Karadeniz suları altında aslında bir sırt ile birbirinden ayrılan iki çukurluk var, ve bu çukurluklar diri faylarla birbirinden ayrılıyor. Günümüzde hem bu yükseltiyi sınırlayan normal faylar ve hem de Karadeniz kıyılarına paralel uzanan ters faylar aktif bir nitelik taşıyor ve belirli büyüklüklerde depremler üretiyor.”

Karadeniz’deki bu aktif faylar tehlikeli depremlere yol açabiliyor. 3 Eylül 1968’de yaşanan Bartın depremi bu örneklerden biri.

“Bölge tsunami tehlikesi altında”

29 kişinin hayatını kaybettiği bu depreme tsunami de yaşandı.

“Batı Karadeniz havzasındaki denizaltı fayından kaynaklanan Bartın depreminde 29 kişinin can verdiği ve deprem sonrasında Batı Karadeniz kıyılarında tsunami yaşandığına dair bilgiler var. Buna göre, gelecekte de en az bu büyüklükte deprem meydana gelecek ve Batı Karadeniz kıyıları depremden sonra tsunami tehlikesi altında kalacak.”

“Zonguldak’taki deprem riskli değil”

Öte yandan, Zonguldak-Ereğli açıklarında meydana gelen 4,4 büyüklüğündeki deprem Batı Karadeniz kıyılarındaki yerleşimlerde saniyeler içinde hissedilmişti.

Sözbilir’e göre oluşan sarsıntılar dışında Zonguldak’taki deprem herhangi bir risk yaratmıyor.

“Türkiye ölçeğinde bu büyüklükteki depremler sürekli tekrar ediyor. Türkiye’de deprem büyüklüğü 5,5’i aştığında maddi hasar meydana geliyor, 6’yı aştığında ise can ve mal kaybı yaşanıyor. Dolayısıyla 5,5’ten daha küçük sarsıntılar tehlikeli deprem sınıfında değerlendirilmemekte.”

2011’de yayınlanan Türkiye Diri Fay Haritasına göre, karada 485 adet fay tanımlanmış durumda. Bu sayı denizaltındaki faylarla birlikte 1000’i bulabiliyor.

“Karadeniz’de 7.0 büyüklüğünde deprem olabilir”

Prof. Dr. Sözbilir, denizaltındaki faylarla ilgili çalışmaların ise daha büyük maddi kaynak gerektirdiğinden, bu fayların haritalanması ve deprem üretme potansiyelleriyle ilgili bilgilerin daha kısıtlı olduğuna dikkat çekiyor.

“Bugünkü veriler ışığında Marmara Denizi’nde 7.4, Karadeniz’de 7.0, Ege Denizi ile Akdeniz’de ise 8.4 büyüklüğüne varan depremleri üretecek ve tsunami yaratabilecek denizaltı faylarının varlığı biliniyor.

Denizlerimizdeki faylar kırıldığında hangi kıyılarımızın ne oranda etkileneceği konusunda tsunami modelleme çalışmalarının yapılması ve buna göre de, kıyısı olan kentlerimizin tsunami tehlike ve risk haritalarının yapılarak, gerekli önlemlerin alınması ve bu konularda halkın bilinçlendirilmesi önem arz ediyor.”

“En çok çalışma yapılan deniz, Marmara”

Denizlerdeki fay hatlarıyla ilgili yapılan çalışmalar karadakilere göre daha az. Denizaltında bulunduklarından üzerilerinde doğrudan gözlem yapılamıyor.

“Ancak özel ekipmanla donatılmış gemilerle jeofizik ve paleosismolojik yöntemler kullanarak, deniz tabanının batimetrik haritası çıkarılıyor ve sismik yansıma denilen kesitler ve sondajlar yardımıyla, deniz altının jeolojisi ve diri fayları anlaşılmaya çalışılıyor. Bu kapsamda en iyi bilinen ve en çok çalışılmış olan denizimiz Marmara Denizi. Daha sonra Ege, Akdeniz ve Karadeniz geliyor.

Türkiye’yi çevreleyen denizlerimizdeki yıkıcı deprem üretme potansiyeli ve tsunami tehlikesi yaratacak fayların saptanmasıyla ilgili çalışmalar son 20 yılda artmış durumda.”

“Büyük bütçeli projelerden önemli veriler elde ediliyor”

Son zamanlarda denizlerde yapılan enerji kaynakları çalışmaları da denizlerdeki faylar hakkında veriler toplanmasını sağladı. Sözbilir, bu bilgiler ışığında denizlerdeki fay hatlarının niteliklerinin öğrenilebildiğini belirtiyor.

“Tüm denizlerimiz hem doğal gaz, petrol ve hem de gaz hidrat açısından zengin olduklarından, son yıllarda yürütülen büyük bütçeli projelerden önemli veriler elde ediliyor.

Bu veriler Akdeniz ve Karadeniz’de ters/bindirme ve doğrultu atımlı fayların daha baskın olduğunu, Ege Denizinde normal fayların, Marmara denizinde ise doğrultu atımlı fayların baskın olduğunu gösteriyor.

Özellikle ters/bindirme ve normal faylar belirli bir büyüklükteki bir deprem ürettiğinde tsunami tehlikesi de yaratabiliyor.”

“Kırılma zamanı gelmiş 20 adet fay parçası var”

Jeolojik yapısı gereği, Türkiye’nin her bölgesinde yıkıcı deprem üretme potansiyeli olan faylar var. Fakat, göreceli olarak deprem riski bölgeden bölgeye değişebiliyor.

“Özellikle sismik boşluk sınıfında değerlendirilen fayların etki alanında kalan illerde tehlike daha büyük. Bugünkü bilgiler ışığında, Türkiye’nin farklı bölgelerinde sismik boşluk niteliği taşıyan, yani kırılma zamanı gelmiş 20 adet fay parçası olduğu biliniyor.

Önemli sismik boşluklar Kuzey Anadolu Fayı ve Doğu Anadolu Fayı üzerindeki bazı fay parçalarında, Bingöl, Erzincan, Malatya, Maraş, Antakya gibi yerleşimlerde, Muğla, Denizli, Afyon, Antalya Manisa, Balıkesir, Konya ve İzmir’de, Marmara Denizi’nde, Akdeniz’de, Kars-Ardahan, Hakkari gibi yerleşimlere yakın yerlerde bulunuyor.”

"2030 yılında Türkiye olarak afetlere hazır bir ülke olabiliriz"

Prof. Dr. Sözbilir, önlem planlarının 81 ilde uygulanması durumunda, 2030 yılında Türkiye'nin afetlere hazır olacağını sözlerine ekliyor.

“Bugün il düzeyinde depremle birlikte tüm afet türlerine göre önlem almak için yapılması gerekenlerin özetlendiği çalışmalar, İçişleri Bakanlığı-AFAD koordinasyonunda 2021 yılı sonunda 81 ilde tamamlanan İl Afet Risk Azaltma Planlarıdır.

Her ildeki ilgili kurum kuruluş ve yerel yönetimler bu planlara göre, alınması gereken önlemlere ait eylemleri zamanında yerine getirebilirse ve kentsel dönüşümünü de buna göre yapabilirse, 2030 yılında Türkiye olarak afetlere hazır bir ülke konumuna erişebiliriz.”

Kaynak: TRT Haber

Haber: 

Benginur İkbal Akgül

 Benginur İkbal Akgül

 

 

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Devlet hastanesi hizmet aracı yaşlı adama carptı

Devlet hastanesi hizmet aracı yaşlı adama carptı

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık